Cumartesi, Temmuz 14

Kahramanlık Risalesi



Ezgisi:
Bu başlayıp bitmeyen, bitmedikçe insanı delirten seslerde nedir ? Zemheri bir gece, karanlığa teslim bir akşam yerleri gökleri delen bir ses gittikçe artıyor, arttıkça başka bir hal alıyor cinnet hali. Sağda solda asfaltı ezen bir mekanik sesi, eskilerin bildiği yenilerin ise anlayamadığı bir endişe bu. Bir çığlık yayılıyor, eziyor eziyor eziyor eziyor... ve ansızın yürekleri delen bir ses yankılanıyor taa damarlarında Millet'in... şimdi tam kızıl bir gece, gecede sesi var Ehl-i Salib'in.  Ezildikçe ezilen, sustukça itelenen insanların sessizliği bozulacak bu gece, imana bürünmüş et ve kemiğin demirden filleri ezdiğine şahit olacak bu zemheri gece ve bir Ömer daha gelecek; haksızlığa, zalimliğe karşı bir Ömer daha gelecek bu gece. Kurşunlara göğüs geren iman dolu yürekler tanıyacak bir millet bu gece, hani o kan bu kan diyorlardı ya işte o kan gelecek bu gece. Alçaklara karşı Olçoklar gelecek bu gece, Michael değil Mehmetler, Muhsinler gelecek bu gece, taş ve sopayla demirden yığınları bertaraf eden bir iman gelecek bu gece, asırlardır atalarının destanlarıyla büyüyen ve büyüdükçe dikleşen, dikleştikçe sertleşen bir gençlik bir iman gelecek bu gece, kurşunlara koşa koşa bombalara karşı dimdik bir Millet gelecek bu gece, banka kuyruklarında bekleyenlerin anlayamadığı ve anlayamayacağı bir Millet gelecek bu gece, bu gece filler demir olacak Ebabiller ise iman. Ebabil olup geçecek binbir şekliyle batılın içinden bu gece. Gece uzun, gece sert geçecek bir kahraman çıkıp geceden bir karanlığı nur ile boğacak, nur ile boğulan karanlık zerre olsa yutacak devleri, bir Millet'in zemheri karanlığı boğulacak bu gece. Her gece karabasan gibi basan ve bastıkça alt üst eden karanlıkları ansızın uyanışlar boğacak bu gece.
 
Selalar yükselecek geceye, gecede kurşuni ağır bir renk; kan mı desem, can mı desem... koşarak kurşunlara göğüs gerenlerin davası bu, Çanakkale'de düşmeyenlerin torunlarının avaz avaz tüm gücüyle bilmem kaç yıla karşı duruşu bu. Kurban olacak İsmailler'in, Hakkı arayıp bulan İbrahimler'in, Kuyudaki Yusuflar'ın, bekleyenlerin ve beklenenlerin davası bu. Şimdi geceye zifiri karanlık düşse ne ola ? Kesmeyen bıçağın İsmail'i, yakmayan ateşin İbrahim'i, zifiri karanlık kuyuların Yusuf'u olduktan sonra göğü yırtan ses olsa ne ola ? Durgun sularda çağlayanların, çağ açıp çağ kapatanların torunları olduktan sonra kırgın asırlar ve yoksun yıllar olsa ne ola ? Kaç kere düşüp kalktı deden, sanma ki bir başkasıdır sana bunu eden tam içinden bir hançer sana saplansa ne ola ? Hira'dan gelen bir ses darmadağın edecek olimpos'u, kurt postu giymiş amerikan domuzu olsa ne ola ? Ey goncalanmamış çiçeklere vurup dallarını kıran ayaz, tarih ile bir destanı daha yaz ! Sen yazmazsan yazan kanlar ne ola ? Şimdi sela yükselen geceye, vatan için can veren yiğitlere ve ansızın uykuları kaçıran karanlıklara and olsun, and olsun yükseldikçe yükselene, and olsun imanın nuruyla boğulup harlanan geceye, and olsun nurlu sabahlara....

Şehit Mehmet Ali Kılıç'a ithafen.....

0 yorum:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.